ADJECTIVES / SIFATLAR

Sıfatlar, isimleri tanımlamak, onlar hakkında bilgi vermek, özelliklerini belirtmek için kullanılan sözcüklerdir.
Sıfatların türleri şöyledir:
1. descriptive adjectives / tanımlayıcı sıfatlar

good (iyi)
new (yeni)
cold (soğuk)
bad (fena)
old man (yaşlı adam)
clever girl (akıllı kız)


2. demonstrative adjectives / işaret sıfatları

this (bu)
these (bunlar)
that (şu)
those (şunlar)
this house (bu ev)
that chair (şu sandalye)


3. distributive adjectives / Üleştirme sıfatları

Both (her iki)
Each (her bir)
Every (her)
Either (her bir)
Neither (hiçbir)
Either women (her bir kadın)
Each student (her bir öğrenci)


4. quantitive adjectives / Nicelik sıfatları

Some (birkaç, biraz)
Many (birçok)
Few (birkaç, az sayıda)
All (hepsi, bütün)
Much (çok)
Forty (kırk)
Some money (biraz para)
Seven nurses (yedi hemşire)


5. interrogative adjectives / Soru sıfatları

Which (hangi)
What (ne)
Whose (kimin)
Which school (hangi okul)
What book (ne kitabı)


6. possessive adjectives / iyelik sıfatları

My (benim)
Its (onun – cansız, hayvan için)
Your (senin)
His (onun – erkek için)
Her (onun – kadın için)
Our (bizim)
Your (sizin)
Their (onların)
My watch (benim saatim)
Its door (onun kapısı)


Agreement / uyum
İngilizcede sıfatlar tanımladıkları ismin tekil, çoğul veya dişi, erkek oluşuna göre değişikliğe uğramazlar.

Small chair küçük sandalye
Small chairs küçük sandalyeler
Clever man akıllı adam
Clever woman akıllı kadın


Position of adjectives / sıfatların yeri
İngilizcede sıfatlar çoğu zaman ilgili oldukları isimlerin önünde yer alır.

A small key bir küçük anahtar
An old man bir yaşlı adam


Bir ismin önünde birden fazla sıfat varsa bunlar arka arkaya kullanılırlar.

A small black key küçük siyah bir anahtar
A long heavy ruler uzun ağır bir cetvel


Be, seem, appear, look gibi bazı fiillerden sonra kullanıldıklarında isimlerin önünde değil bu fiillerden sonra yer alırlar.

The key is small. Anahtar küçüktür.
The house seems new. Evi yeni görünüyor.
The man looks tired. Adam yorgun görünüyor.


Inner, outer, former, latter sıfatları sadece ismin önünde bulunurlar.

Inner tube iç lastik
Former times eski zamanlar


A ile başlayan bir grup sıfat vardır ki bunlarda isimlerden sonra yer alırlar. Başlıcaları :
Afraid
Alike
Alone
Asleep
Aware
Ahead
Alive
Ashamed
Awake

The girl was afraid. Kız korkmuştu.
The rabbits are alive. Tavşanlar canlıdır.
He is alone. O yalnızdır.


Adjectives used as nouns / İsim olarak kullanılan sıfatlar.
İnsanların durumunu belirten good, bad, poor, rich, healthy, sick, living, dead gibi sıfatlar the tanımlığı ile kullanılarak çoğul anlamlı bir isim görevi yaparlar.

We must help the poor. Yoksullara yardım etmeliyiz.
The old are usually patient. Yaşlılar genellikle sabırlıdır.


Formation of adjectives from nouns / isimlerden sıfat yapma

Wind rüzgar
Windy rüzgarlı
Friend arkadaş
Friendly arkadaşça
Child çocuk
Childish çocuksu
Fame ün
Famous ünlü
Music müzik
Musical müzikal
America Amerika
American Amerikalı


Formation of negative / Olumsuz yapma
Sıfatlara bazı ön ekler veya sonekler ilave edilerek olumsuzluk anlamı verilir. Bunlar un-, in-, im-, ir-, il-, dis- ön ekleriyle –less son ekidir.

Happy mutlu
Unhappy mutsuz
Pleasant hoş
Unpleasant hoş olmayan
Active aktif
Inactive aktif olmayan
Accurate doğru
Inaccurate yanlış
Possible mümkün
Impossible mümkün olmayan
Patient sabırlı
Impatient sabırsız
Regular düzenli
Irregular düzensiz
Resistible dayanılabilir
Irresistible dayanılmaz
Legal yasal
Illegal yasadışı
Logical mantıklı
Illogical mantıksız
Honest dürüst
Dishonest dürüst olmayan
Agreeable hoş
disagreeable hoş olmayan


-less son takısı genellikle ful ile biten sıfatlarda bu takının yerini alarak sıfata olumsuz bir anlam verir.

Useful yararlı
Useless yararsız
Powerful güçlü
Powerless güçsüz


Some quantitive adjectives / bazı nicelik sıfatları

  • A ve one kullanımı
    Türkçeye her ikisi de “bir” sözcüğü ile çevrilen a ve one sözcükleri pek az yerde birbirlerinin yerine kullanılabilirler.
    Bunlar, zaman, mesafe, ağırlık birimlerinin söylendiği yerlerdir.
  • A pound bir libre
    One pound bir libre
    A month bir ay
    One month bir ay
    She bought a kilo tomates. Bir kilo domates aldı.
    She bought one kilo of tomatoes. Bir kilo domates aldı.


  • Bunun dışında a ve one ayrı yer ve anlamda kullanılan iki sözcüktür.
    One bir adet, birden fazla değil anlamında sayısal bir birim gösterir.
    A ise aynı tür şeylerin içinden herhangi birinin sözü edilirken kullanılır.
  • Give me a book. Bana bir kitap ver. (herhangi bir kitap)
    Give me one book. Bana bir kitap ver. (Bir adet kitap)


  • Bir olayın olduğu bir zamanı belirtmek için zaman sözcüğü önüne a yerine one kullanılır.
    One day an old man came. (Bir gün yaşlı bir adam geldi.)
  • Some, any
    “Biraz, bir parça; birkaç, bazı” anlamlarına gelen some genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.
    Sayılabilen ve sayılamayan isimler önünde yer alabilir.
  • Some pencils birkaç kalem
    Some sugar biraz şeker
    Give me some butter. Bana biraz tereyağı ver.
    She has some friends in İzmir. İzmir’de birkaç arkadaşı var.


  • Olumsuz ve soru halindeki cümlelerde some yerine any kullanılır.
  • She drank some water. Biraz su içti.
    She didn’t drink any water. Hiç su içmedi.


  • Any ile yapılan soru ve olumsuz cümlelerde any karşılığı olarak “biraz, birkaç” sözcüğü yerine “hiç” kullanmak daha uygun olur.
  • She didn’t eat any bread. Hiç ekmek yemedi.
    We can’t read any boks. Hiç kitap okuyamayız.


  • Hadly, scarcely gibi olumsuzluk anlamı veren sözcüklerin bulunduğu cümlelerde any kullanılır.
    We have hardly any Money. (Hemen hemen hiç paramız yok.)
    Soru halindeki cümlelerde de genel olarak any kullanılır.
  • Have you any money? Hiç paran var mı?
    Has she any boks? Onun hiç kitapları var mı?


  • Soru bir davet veya istekse bu durumda soru cümlesinde some yer alır.
    Would you like some milk? (Biraz süt ister misiniz?)
    Bir soruya “evet” yanıtı verileceği umulduğunda da soruda some kullanılır.

    Is there some water in the bootle? (Şişede biraz su var mı?)

  • No (not any)
    Sıfat olarak kullanılan no olumlu bir cümlede ismin önüne gelerek o cümleyi olumsuz yapar.
  • I have some pencils. Birkaç kalemim var.
    I have no pencils. Hiç kalemim yok.


  • Bir cümledeki not any yerine no kullanılarak aynı anlam verilebilir.
    Bu durumda cümle olumlu hale gelmiş yani fiil olumlu bir cümlede bulunacağı şekli almış olur.
  • She hasn’t any sisters. Hiç kız kardeşi yok.
    She has no sisters. Hiç kız kardeşi yok.
    There aren’t any books on the table. Masanın üstünde hiç kitap yok.
    There are no boks on the table. Masanın üstünde hiç kitap yok.
    Ted didn’t drink any beer. Ted hiç bira içmedi.
    Ted drank no beer. Ted hiç bira içmedi.


  • Else’s
    Someone, somebody, anyone, anybody, no one, nobody sözcükleri else’s ile bir iyelik sıfatı oluşturur.
  • Someone else’s pen başka birinin kalemi
    They gave her someone else’s passport. Ona başka birinin pasaportunu verdiler.
    This is somebody else’s umbrella. Bu başka birinin şemsiyesi.


  • Another, other
    Another tekil bir anlam taşır ve tekil isimlerin önünde kullanılır.
    Other çoğul isimlerle kullanılır.
  • Give me another glass. Bana başka bir bardak ver.
    Other cameras are expensive. Diğer fotoğraf makineleri pahalıdır.


  • Each, every
    Bu sözcükler, bir topluluk veya grup içindeki tek şeyi gösterir.
    Bu nedenle tekil bir anlam taşır.
    İsim ve fiilin tekil haliyle kullanılır.
  • Each student is ready. Her bir öğrenci hazırdır.
    Every girl is pretty. Her bir kız güzeldir.


  • All
    Bütün, hepsi anlamındadır ve bir grubun veya şeyin tümünü belirtir.
  • All animals are useful. Bütün hayvanlar yararlıdır.
    I’ve spent all my money. Bütün paramı harcadım.


  • Either
    İki şey veya kişiden “herhangi biri” demektir.
  • Either man can do the job. Her bir adam işi yapabilir.
    You can take either book. İki kitaptan herhangi birini alabilirsiniz.


  • Neither
    İki şeyden veya kişiden “hiçbiri” demektir.
  • Neither story is interesting. Hiçbir öykü ilginç değildir.
    Neither man came. Hiçbir adam gelmedi.


  • Both
    Her iki anlamındaki bu sözcük çoğul isimlerle kullanılır.
  • Both houses are old. Her iki ev eskidir.
    Both children are in the garden. Her iki çocuk bahçededir.


  • Many
    Çok anlamına gelen bu sözcük sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur.
    Genellikle soru ve olumsuzda kullanılır.
  • Are there many students in the garden? Bahçede çok öğrenci var mı?
    They didn’t bring many letters. Çok mektup getirmediler.


  • Many cümlenin öznesi olduğu zaman, olumlu cümle içinde yer alabilir.
    Many vegetables are good as medicine. (Birçok sebze ilaç olarak yaralıdır.)
  • Much
    Çok anlamına gelen bu sözcük sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.
    Genellikle soru ve olumsuzda kullanılır.
  • Is there much sugar in your tea? Çayında çok şeker var mı?
    Did they give them much Money? Onlara çok para verdiler mi?


  • Much özellikle so ile kullanıldığında olumlu cümle içinde bulunabilir.
    We spent so much time. (Pek çok vakit harcadık.)
    Much yerine -a great deal of- da kullanılabilir.
  • Did she buy much milk? Çok süt aldı mı?
    She didn’t buy much milk. Çok süt almadı.


  • A lot of
    Çok anlamına gelen bu sözcük grubu ya sayılabilen çoğul ya da sayılamayan tekil isimlerle kullanılır.
    Genellikle olumlu cümlelerde kullanılır.
    Soru ve olumsuzda yerine duruma göre many veya much gelir.
  • She has a lot of books. Çok kitabı var.
    She hasn’t many boks. Çok kitabı yok.
    Has she many book? Çok kitabı var mı?
    There is a lot of oil in the can. Kutuda çok yağ var.
    Is there much oil in the can? Kutuda çok yağ var mı?
    There isn’t much oil in the can. Kutuda çok yağ yok.


  • A little
    Biraz anlamındaki bu söz sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.
  • Give me a little time. Bana biraz zaman ver.
    I put a little sugar in my tea. Çayıma biraz şeker koyarım.


  • A few
    Birkaç anlamındaki bu söz, sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur. Sayıca az bir miktarı gösterir.
  • I have a few friends in İzmir. İzmir’de birkaç arkadaşım var.
    They bought a few toys fort he children. Çocuklar için birkaç oyuncak aldılar.


  • Little
    “Az, yeterinden az” anlamındaki bu sözcük sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.
  • We’ve go little time. Çok az vaktimiz var.
    We had little petrol in the tank. Depoda az benzini vardı.


  • Few
    “Az, yeterinden az” anlamındaki bu sözcük sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur.
  • There are few books for children in this library. Bu kütüphanede çocuklar için az kitap var.
    I have few friends in İzmir. İzmir’de az arkadaşım var.


  • Sıfatlarda one(s) kullanımı
    Niteleme sıfatları ait oldukları isimler yerine one(s) ile kullanılarak isimler kaldırılabilir.
    Ancak bu durumda, sözü edilen şeyin önceden geçmiş veya biliniyor olması gereklidir.
  • There are some handkerchiefs over there. Take the blue one. Orada birkaç mendil var. Mavisini al.
    I want two kilos of apples. Please give met he big ones. İki kilo elma istiyorum. Lütfen bana irilerini verin.


  • COMPARISON OF ADJECTIVES / SIFATLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
    Sıfatlar üç tür karşılaştırma derecesinden birinde bulunur.
    1. positive degree / olumlu derece Sıfat ya da da belirtecin yalın biçimine olumlu derece denir.
  • Young (genç)
    long (uzun)
    big (büyük)
    beautiful (güzel)


  • 2. comparative degree / üstünlük derecesi
    Bir şahıs veya şeye ait sıfatın, başka bir şahıs veya aynı sıfattan daha üstün olduğunu belirtmek için kullanılan derece şeklidir.
    Bunu yapmak için kısa bir sıfata -er, iki heceden daha uzun sıfata more getirilir.
  • Younger (daha genç)
    More expensive (daha pahalı)
    Brighter (daha parlak)
    More beautiful (daha güzel)


  • 3. superlative degree / en üstünlük derecesi
    İkiden çok şey ya da kimseyi karşılaştırırken en üstünlük derecesi kullanılır.
    Bunu yapmak için kısa bir sıfata -est, iki heceden daha uzun sıfata most getirilir.
    Ayrıca sıfatın önüne the konulur.
  • the longest (en uzun) the youngest (en genç)
    the most expensive (en pahalı) the most beautiful (en güzel)


  • Sonu -y ve -er ile biten sıfatlar -er, -est alır.
  • Clever akıllı
    Cleverer daha akıllı
    The cleverest en akıllı
    Pretty güzel
    Prettier daha güzel
    the prettiest en güzel


  • -ful ve -re ile biten sıfatlar genellikle more, most alır.
  • doubtful şüpheli
    more doubtful daha şüpheli
    the most doubtful en şüpheli
    hopeful ümitli
    more hopeful daha ümitli
    the most hopeful en ümitli
    obscure anlaşılmaz
    more obscure daha anlaşılmaz
    the most obscure en anlaşılmaz


  • Bunun dışında, aşağıdaki sıfatlar hem -er, -est hem de more, most ile kullanılabilirler.
  • Able güçlü, yetenekli
    Common ortak, genel
    Cruel acımasız, zalim
    Handsome yakışıklı
    Narrow dar, sınırlı
    Polite nazik, kibar
    Simple sade, gösterişsiz
    Feeble zayıf, güçsüz
    Noble soylu kimse, asilzade
    Pleasant hoş, tatlı, güzel


  • Bazı sıfatların üstünlük ve en üstünlük dereceleri belirttiğimiz kurallar uyarınca yapılmaz.
    Bunların bu dereceler için ayrı şekilleri vardır.
  • good iyi
    better daha iyi
    the best en iyi
    bad kötü
    worse daha kötü
    the worst en kötü
    little az
    less daha az
    the least en az
    many çok
    more daha çok
    the most en çok
    much çok
    more daha çok
    the most en çok
    far uzak
    farther daha uzak
    the farthest en uzak
    old yaşlı
    older daha yaşlı
    the oldest en yaşlı
    old yaşlı
    elder* daha yaşlı
    the eldest* en yaşlı


  • *Bunlardan elder ve eldest aile içindeki bireylerin karşılaştırılmasında kullanılır.
    a. comparison of equality / eşitlik karşılaştırması
    Bir sıfata eşit derecede sahip olunduğunu gösteren eşitlik karşılaştırmasında sıfat eksiz olarak iki as arasına konulur.
  • As high as … ... kadar yüksek
    The wall is as high as the tree. Duvar, ağaç kadar yüksektir.
    Mary is as old as Ali. Mary, Ali kadar yaşlıdır.
    She is as clever as your son. O, oğlun kadar akıllıdır.
    Is Tom as tall as his father? Tom, babası kadar uzun mudur?


  • Bu tip cümlelerin olumsuz şeklinde, as ... as yerine so ... as de kullanılabilir.
  • Your bag is as heavy as mine. Senin çantan benimki kadar ağırdır.
    Your bag is not as heavy as mine. Senin çantan benimki kadar ağır değildir.
    Your bag is not so heavy as mine. Senin çantan benimki kadar ağır değildir.


  • b. comparison of inequality eşitsizlik derecesi
  • smaller daha küçük
    smaller than -den daha küçük
    more expensive daha pahalı
    more expensive than -den daha pahalı
    A tower is higher than a house. Bir kule bir evden daha yüksektir.
    She is shorter than my sister. O, kız kardeşimden daha kısadır.
    She is more beautiful than my sister. O, kız kardeşimden daha güzeldir.
    The waiter is more careful than your son. Garson senin oğlundan daha dikkatlidir.


  • c. superlative degree / en üstünlük derecesi
    Bu karşılaştırma şeklinde cümle içinde çoğu zaman in veya of bulunur
  • the shortest en kısa
    the shortest in/of... ... içinde en kısası
    the most interesting en ilginç
    the most interesting in/of... ... içinde en ilginci
    This is the shortest of my dresses. Bu elbiselerimin en kısasıdır.
    Harry is the politest waiter in this restaurant. Harry bu lokantada en kibar garsondur.
    Ayşe is the most beautiful girl in this village. Ayşe bu köyde en güzel kızdır.
    This is the happiest day of my life. Bu hayatımın en mutlu günüdür.
    Is this the oldest church in Rome? Bu Roma'da en eski kilise midir?


  • Artışlı sıfatlar
    Bir sıfatın gittikçe artışını göstermek için bu sıfatın üstünlük şekli aralarında and olmak üzere iki kere söylenir.
  • The water is getting hotter and hotter. Su gittikçe sıcaklaşıyor. (Daha sıcak oluyor.)
    The weather is getting colder and colder. Hava gittikçe soğuyor.


  • Önüne more alan uzun sıfatlarda sıfatın yinelenmesi yerine more yinelenir.
    Your daughter will be more and more beautiful.
    (Kızınız gittikçe daha güzel olacak.)

  • than ve as'den sonra zamir ve yardımcı fiil
    Than ve as'den sonra şahıs zamiri geliyorsa genellikle bunu takiben cümlenin fiili tekrarlanır.
    Ancak you veya l zamirleri varsa fiil atılabilir.
  • Gül has more money than he has. Gül'ün ondan daha fazla parası var.
    We are as rich as they are. Onların olduğu kadar zenginiz.
    He is stronger than you. O sizden daha kuvvetlidir.
    He has more money than I. Onun benden daha çok parası var.

  • Ekleyen: by_ram | Okunma Sayısı: 18255
    
    Telif Hakkı Hakkında:

    Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Erguven.net'e aittir. Sitemizde yer alan dosya ve içeriklerin telif hakları dosya ve içerik gönderenlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Telif hakkına sahip olan dosyaları lütfen iletişim bölümünden bize bildiriniz. Dosya 72 saat içerisinde siteden kaldırılır.Telif Hakkı Hakkında|Editör, ziyaretçi ya da üyelerimiz tarafından eklenen hiç bir içerikten erguven.net sorumlu değildir.İLETİŞİM:bey_ram@hotmail.com